Sengoku Dönemi – IV

İmparator Ōgimachi

Oda Nobunaga artık Japonya’nın en güçlü adamlarından biriydi. Hatta henüz askeri açıdan olmasa bile hem imparatorun hem de shōgunun bulunduğu Kyoto‘yu elinde tuttuğu için stratejik anlamda en güçlü kişi konumuna gelmişti. Öte yandan davranışlarındaki gariplik ve alışılmadık halleri devam ediyor ve belki de Japonya’daki tüm daimyōların hayallerini süsleyen kanrei makamına geçmesi için bizzat shōgun Ashikaga Yoshiaki ve İmparator Ōgimachi tarafından yapılan teklifleri, henüz başladığı işin bitmediğini söyleyerek elinin tersiyle itiyordu. Nobunaga’nın bu tavrı niyetleri konusunda şüphe uyandırıyordu. Yine de Nobunaga’nın etki alanından uzakta yaşayan daimyōlar için Kyoto’daki gelişmeler bir tehdit unsuru oluşturmuyordu. Nobunaga Kyoto’da yeni olsa da, başkentte bu tarz değişiklikler yaşanması alışılageldik şeylerdi. Mōri MotonariTakeda ShingenUesugi Kenshin ve Hōjō Ujiyasu gibi güçlü daimyōlar Kyoto’dan uzaktaydı ve Mōri dışındakiler sınır güvenliklerini sağlama gereksinimleri yüzünden yerlerinden hareket bile edemiyordu. Kyoto’da bulunmanın yarattığı bu stratejik avantaj sayesinde Nobunaga büyük bir ordu kurmayı başarmıştı.

Asakura Yoshikage

1570 yılında Nobunaga, kuklası olan shōguna bir mektup yazdırtarak civardaki daimyōları bir ziyafete davet ettirdi. Böylece potansiyel düşmanlarını tanıyacak ve onlara nasıl yaklaşması gerektiğini ölçecekti. Davetlilerden biri de Echizen beyi Asakura Yoshikage‘ydi. Shōgundan sebepsiz yere gelen bu şüpheli davetin arkasında bir iş olduğunu fark etmiş ve katılmayı reddetmişti. Bu hareketin shōguna karşı yapılmış bir saygısızlık olduğu bahanesini öne süren Nobunaga da Asakura klanına Anegawa Savaşı‘nı açtı ve ordusunun bir kısmını alıp Echizen’e girdi. Asakura’nın küçük ordusu Oda ordusu için kolay lokmaydı, üstüne bir de Hashiba Hideyoshi ve Tokugawa Ieyasu‘nun da savaşa dahil olması üzerine Nobunaga hiç zorlanmadan Asakura’nın başkenti Ichijōnotani‘ye doğru emin adımlarla ilerliyordu. Fakat kimsenin beklemediği bir şey oldu ve Nobunaga’nın kayınbiraderi Azai Nagamasa, Asakura tarafında savaşa girdi. Zira Azai ve Asakura klanları uzun yıllardan beri müttefikti ve Oda klanı ile yapılmış bir evlilik bu eski dostluğu bozamamıştı. Bu beklenmedik gelişme ile düşman ordusunun birden sayıca üstünlüğe ulaşması Nobunaga’yı hazırlıksız yakaladı ve Kyoto’ya geri çekilmek zorunda kaldı. Üç ay sonra daha büyük bir orduyla Azai’nin merkezi Odani Kalesi‘ni kuşattı, ancak Azai ve Asakura yılmıyordu ve Hiei Dağı‘ndaki Enryakuji tapınağına bağlı Budist savaşçıların (sōhei) da desteğiyle Otsu vilayetindeki Biwa Gölü kıyısında Oda ordularıyla çarpışıp zafer kazandılar, üstelik Nobunaga’nın kardeşi Oda Nobuharu da bu savaşta öldü. Bu savaş, sōheilerin Oda’ya karşı mücadele ettiği ve bir kardeşini öldürdükleri ilk savaş değildi. Daha önce Ise‘de budist rahipler ve köylülerden oluşan Ikko-ikki örgütlenmesiyle savaşırken de bir diğer kardeşi Oda Nobuoki‘yi kaybetmişti. Enryakuji tapınağındaki sōheilerin düşmanlarına yardım etmesi, üstelik hayatta kalan klan üyelerinin de kaçarak buraya sığınmaları Nobunaga’nın yerleşik Budist kurumlarına yönelik nefretini arttırıyordu. Ülkeyi kendi bayrağı altında birleştirmek istiyorsa sadece askeri ve siyasi anlamda güçlü olmanın yetmediğini, dini de elinde tutması gerektiğini anlamıştı ve sōheileri dize getirmeyi kafaya koymuştu. Sōheiler ise tüm güçleriyle bu samuraya karşı koymaya niyetliydiler.

Ishiyama Honganji

Böylece 1570 yılında yılının sonlarına doğru Settsu‘daki önemli Ikkō-ikki merkezlerinden Ishiyama Honganji tapınağı kuşatılıp hareket serbestliği kısıtlandı. Başlarda bu tapınağın kolayda düşeceği varsayımında bulunan Nobunaga kısa sürede Honganji’nin gücünü hafife almakla hata ettiğini anladı. Tüm gayretine rağmen tapınak on yıl boyunca tüm saldırılara başarıyla karşı koyacak ve Nobunaga’nın hayatı boyunca gördüğü en büyük direnişi gösteren Honganji sōheileri onun can düşmanı hâline geleceklerdi. Buna bağlı olarak 1571’de Owari‘de de İkkō isyanları patlak verdi. Daha kendi beyliğini kontrol edemeyen bir daimyōnun ülkeyi birleştirebilme şansının olmadığı izlenimini verme lüksü bulunmadığını bilen Nobunaga da güçlü bir orduyla bu isyancıların üzerine yürüdü. Ancak I. Nagashima Kuşatması‘nda başarılı olamadı. Bundan cesaret alan Azai-Asakura ittifakı ve Enryakuji ile Honganji tapınaklarından oluşan Oda karşıtı koalisyon güç toplamaya başladı. Üstelik kendi eliyle shōgunluk makamına oturttuğu Ashikaga Yoshiaki de daha önce kendisinden yardım istediği gibi şimdi de başka daimyōlara giderek ona karşı çalışmaya, otoritesinin altını oymaya başlamıştı. Öncelikle shōgunun hareketini kısıtlayıcı emirler yayınlayan Nobunaga, varolmak istiyorsa tüm taraflara güçlü bir mesaj vermek zorunda olduğunu anlamıştı. İşe zincirin en zayıf halkası olduğunu düşündüğü Enryakuji tapınağından başlamaya karar verdi ve 30 Eylül 1571’de Japon tarihinde benzeri görülmemiş bir şiddet gösterisi ile Hiei Dağı’na saldırdı. Yüzyıllardır bu dağda yerleşik olup asillerle iç içe geçmiş olan Budist Tendai tarikatının tamamen yok edilmesine yönelik bu saldırıya kendi komutanları dahi itiraz etmek istese de kafasına koyduğu şeyi inatçılıkla sonuna kadar götürmesiyle meşhur Nobunaga’yı ikna edemediler. Çaresiz yerine getirdikleri emirlere uyarak Biwa Gölü tarafından dağın eteklerine tırmanmaya başlayan Oda birlikleri sōheilerden gördükleri direnişi adım adım kırarak yukarı doğru ilerlediler. Geçtikleri her binayı yakıyor, buldukları herkesi kılıçtan geçiriyorlardı. Aynı günün akşamı zirvedeki tapınağın merkezine ulaşan ordu, tüm tapınak kompleksini ateşe verdi. Saldırının sonunda 20 binden fazla insan ölmüş, kadim tapınak içindeki tüm değerli eşyalarla birlikte kül olmuştu. Böylece Kyoto’yu ekonomik, siyasi ve ruhani açılardan tekelinde bulunduran, mağrurluklarıyla ünlü Enryakuji tapınağının gücü sıfırlanmış oldu.

Reklamlar